İçimden gelenler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
İçimden gelenler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

23 Nisan 2017 Pazar

Bugün 23 Nisan, hep neşeyle doluyor insan!

Merhaba herkese,

23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı'mız kutlu olsun. 23 Nisan çocukluğumun en heyecanla beklediğim bayramlarındandı. Yürüyüşler, gösteriler, oyunlar, şarkılar ve en çok da şiirler hoşuma giderdi. 

Şimdide küçücük çocukların şiir okuyan sesleri beni inanılmaz mutlu ediyor. Aşağıdaki 23 Nisan marşını az söylememişizdir hepimiz.

Sanki her tarafta var bir düğün,
Çünkü en şerefli en mutlu gün
Bugün 23 Nisan
Hep neşeyle doluyor insan.

İşte bugün bir meclis kuruldu,
Sonra hemen padişah kovuldu.
Bugün 23 Nisan
Hep neşeyle doluyor insan

Bugün Atatürk'ten bir armağan
Yoksa tutsak olurduk sen inan
Bugün 23 Nisan
Hep neşeyle doluyor insan.

Atatürk'ün dünya çocuklarına armağan ettiği bu güzel günümüzü, ben de başta çocuklar olmak üzere, hepimiz için kutlu ve mutlu olmasını diliyorum.





8 Mart 2017 Çarşamba

Dünya emekçi kadınlar günü

Bugün 8 Mart.
Dünya emekçi kadınlar günü.
Artık kadınlar tüm dünyada bir çok sektörde çalışıyor, orta ve üst düzey yönetici seviyesinde, genel müdür ve CEO seviyesinde bir çok kadın var.

Bir kadın elinin değdiği her yeri değiştirme gücüne sahip, bir bebeğe can veren kadın, aynı canı tüm dünyaya da veriyor. Şefkati, sevgisi, merhameti, iyileştirme gücü, sabrı ve iyi niyetiyle her yere farkını da taşıyor. 

Dünyayı ancak bir kadının dokunuşu kurtaracak. Dünyanın devamlılığını sağlayan kadın, iyi nesiller yetiştirme konusunda da, dünyayı daha güzel bir yer yapma konusunda da en önemli güce sahip. Bizim önce kendimize inanmamız lazım. İnsanın kendine inandıktan sonra yapamayacağı bir şey yok. Hayallerini gerçeğe dönüştüren girişimci kadınları görmek beni inanılmaz mutlu ediyor. 

Eve kapatılıp, iş hayatından uzaklaştırılmaya çalışılan kadından, bir çok sektörde yönetici olarak çalışmaya başlayan, seçme seçilme hakkına sahip olan kadına tarihimizde çok aşamalardan geçti kadınlar. Tüm bu haklarımızın sonuna kadar sahip çıkmamız ve asla kendimize inancımızı kaybetmemiz lazım.

Dünya emekçi kadınlar günümüz kutlu olsun! 


Atatürk'ün kadınların toplumdaki yeri ile ilgili sözleri ile veda etmek istiyorum,

Zaman ilerledikçe, ilim geliştikçe, medeniyet dev adımlarıyla yürüdükçe; hayatın, asrın bugünkü gereklerine göre evlat yetiştirmenin güçlüklerini biliyoruz. Anaların bugünkü evlatlarına vereceği terbiye, eski devirlerdeki gibi basit değildir. Gerekli özellikleri taşıyan evlat yetiştirmek, pek çok özelliği şahıslarında taşımalarına bağlıdır. Bu sebeple kadınlarımız, hatta erkeklerden daha çok aydın, daha çok feyizli, daha fazla bilgin olmaya mecburdurlar!

  • "Bizim sosyal toplumumuzun başarısızlığının sebebi, kadınlarımıza karşı gösterdiğimiz ilgisizlikten ileri gelmektedir. yaşamak demek faaliyet demektir. bundan dolayı bir sosyal toplumun bir organı faaliyette bulunurken diğer bir organı işlemezse o sosyal toplum felçlidir."

  • "İnsan topluluğu kadın ve erkek denilen iki cins insandan oluşur. kabil midir bu kütlenin bir parçasını ilerletelim, ötekini ihmal edelim de kütlenin bütünü ilerleyebilsin? mümkün müdür ki bir cismin yarısı toprağa bağlı kaldıkça, öteki yarısı göklere yükselebilsin?"

Sevgiler,


19 Ocak 2017 Perşembe

Sağlıklı Yaşam

2017 yılı kişisel hedeflerimin başında sağlıklı bir yaşam tarzı geliyor. Artık 30'a da 2 kaldığına göre sağlıkla ilgili alışkanlıklara daha fazla dikkat etmek gerek. Siz de yeni yıl ile beraber kendinizin bir "refresh" butonuna basıp sağlıklı olmak istiyorsanız gelin ne yaparsak daha sağlıklı olurmuşuz beraber öğrenelim.

Health sitesine göre alkol, sigara, yeterli sebze ve meyve yememek ve egzersiz yapmamak sizi 12 yaş daha yaşlı gösterebilirmiş. Daha genç görünmek için bir sürü makyaj malzemesi, krem kullanmaya gerek yok demek ki. Temelde her şey doğamıza uygun olan şeyleri yapmaktan geçiyor. Kaç yaşında olursak olalım,  ister 10 ister 20 isterse 50 sağlıklı yaşam alışkanlıkları herkese lazım.

Aşırı yemeyin
Karnınızı tamamen doyurmak yanlış bir alışkanlık. Nedense bazen karnımız doysa, gözümüz doymuyor.

Sigara içmeyin
Sigara hakkında çok fazla bir şey demeye gerek yok, herkes ne kadar zararlı olduğunu biliyor. Sigarayı bırakıp sağlıklı bir hayat şansını kendinize hediye edin.

Egzersiz yapın
Ister sokağa parka çıkıp koşun, isterseniz bir fitness salonuna yazılın ama kararınız ne olursa olsun mutlaka günde en az yarım saat fiziksel aktivite yapın. 


Su için
Sağlıklı bir hayatın olmazsa olmazı günde en az 8 bardak ya da yaklaşık 2 litre su içmek.  Babam hep der, vücudumuzun çoğu su, su içmezsek böbreklerimiz bozulur. Araştırdım,  vücudumuzun %60'ı suymuş. Tabi kilo vermek için de bol bol su içmek öneriliyor. 

Iyi bir uyku
Uyku düzensizlikleri başta depresyon, dikkat bozukluğu gibi bir çok soruna sebep oluyor. Düzenli saatlerde yatıp kalkmaya dikkat edin.

Meditasyon

Meditasyon hem iç huzuru sağlıyor hem de mutluluk aşılıyor. Daha ne olsun ? YouTube 'u açıp bir kaç meditasyon videosu inceleyip, evde kendiniz de deneyebilirsiniz.

Sağlıklı beslenme 
Sağlıklı beslenmenin en temel kuralları mevsim sebze meyvelerinden yeterli miktarda tüketmek, abur cuburu kesmek. Mümkün  olduğunca endüstriyel ürünlerden ise doğal ürünleri tercih edin. Şu mevsimde portakal,  mandalina en büyük C vitamini depoları. İlaç kullanmak zorunda kalmadan taze meyve sebzelerle sağlığınızı güvence altına alın. 

Negatif insanlardan uzaklaşın
Çevrenizde sürekli felaket tellallığı yapan insanlardan uzak durun. Mutluluğun olduğu gibi, mutsuzluk da bulaşıcı. 

Derin nefes alma
Sıkıldığınızda, bunaldığınızda yerinizden kalkın ve hareket ederken derin nefes alın.  Bu zihninizi açmanızı ve negatif havayı dağıtmanıza yarayacaktır. 

Az ve sık yiyin. 
Açlık şekerinizin düşmesini beklemeden sağlıklı atıştırmalık bir şeyler yiyin ki, sonra gözünüz dönüp her türlü abur cuburu götürmeyin. 

Günlük tutun
Günlük tutmak insanın kendine verdiği sözleri, iç dünyasını ve güzel anılarını saklaması için güzel bir aktivite. Sağlıklı yaşam konusunda gelişmelerinizi de defterinizde takip edebilirsiniz.

Sevdiklerinizle fırsat buldukça bir araya gelin
İnsana en cok serotonin aşılayan şeylerin başında ailesi ve sevdikleri, dostları geliyor. Arkadaşlarınızla keyifle geçirdiğiniz bir saat bile o gün sizi tüm gün mutlu ve enerjik tutabilir.

Alışverişe listeyle çıkın 
Sağlıksız gıdaları evinize sokmamak için, alışverişe gitmeden mutlaka bir liste yapın ve o listenin dışına çıkmamaya çalışın.

Hobi edinin
Akıl, beden ve ruh sağlığınızı zinde tutmanızın yollarından biri de bir hobi edinip ona zaman ayırmaktır. Eğer böyle bir vaktiniz yoksa bile en azından müzik dinleyin. Müzik ruhun gerçekten gıdası. Veda ederken ben de size bir şarkı hediye ediyorum. Son yıllarda en çok sevdiğim ve beni en çok etkileyen şarkı herhalde, biraz da filminin bunda etkisi var. Unutursam Fısılda filminin Kenan Doğulu yapımı Hümeyra'nın derin ve etkileyici sesinden şarkısı: "Kirli beyaz kedi":






Kaynaklar: 

Health
The Sunday Chapter

2017 yılı sağlıklı ve sağlıklı yaşam alışkanlıkları edindiğimiz bir yıl olsun!
Sevgiler,





14 Aralık 2016 Çarşamba

Kötü zamanlar

Yılbaşına yaklaşırken güzel şeyler yazmayı planlıyordum ama son haftalardaki gündem o kadar kötü haberlerle dolu ki, içimdekileri yazmayı istedim. 

Geçtiğimiz Cumartesi akşamı Beşiktaş-Bursa maçından sonra çelik kuvvet güçlerine yapılan terör saldırısında 44 genci kaybettik. Hepsi gencecik, daha hayatlarının baharında insanlar. İşine yeni başlamış, yeni çocuk sahibi olmuş, üniversitede okuyan, hayallerine henüz ulaşamamış. Aileleri cenazelerinde deli gibi olmuş, inanamıyorlar kaybettiklerine sevdiklerini. Göz yaşlarının hesabı yok. Yazık, çok yazık. İstanbul'un bu kadar merkezi bir yerinde kilolarca bomba dolu bir aracın fark edilememesi, bilinememesi o an ışıkta bekleyen arabadakilerin, otobüse binip evlerine dönmeyi bekleyen çelik kuvvet güçlerinin canına mal oldu. Yaşı, mesleği, görevi ne olursa olsun, senin, benim, onun amcası, abisi, ablası, kardeşi öldü. Hayalleri öldü, umutları öldü, geleceği öldü, gündüzleri, geceleri öldü. Evinde eşyaları en son bıraktığı gibi kaldı, yataklarında son kokusu, sevdiklerinin kulaklarında son söyledikleri. Bırakıp gittiler bizi birer melek olarak, bir daha dönmemek üzere.

Çok acı, çok fazla acı. Allah'tan yaralılara acil şifa, başta yakınları ve tüm sevdikleri olmak üzere hepimize baş sağlığı diliyorum. Bir daha böyle kara günleri yaşamayalım inşallah. 

Aynı şekilde komşu ülkemiz Suriye'de de bir insanlık dramı yaşanıyor. Kurtarılmak için yalvaran insanlar, her an bir bomba korkusuyla, bir kurşun korkusuyla yokluk içinde hayat mücadelesi veren insanlar. 

Dil, din, ırk, mezhep, cinsiyet değil, insanları birbirinden ayıran vicdan sahibi olup olmamaları gerçekten. Bir insan toplu katliam yapmayı nasıl bir ruh haliyle karar verir? Hiç bir sebep insan öldürmek için, ya da buna kast etmek için geçerli bir sebep olamaz. Şiddet şiddeti doğurur. Etki-tepki yasası her zaman ve her yerde geçerlidir.

Her gün kadına şiddet haberleri izliyoruz, kendinden fiziksel gücü az bir insana şiddet uygulamak neyi kanıtlar? Güç mü? Hayvanlar hayatta kalmak için birbirini öldürebilir ama biz akıl, benlik ve özgür seçim yapabilme yeteneği olan varlıklar olarak birini öldüremeyiz. 

Dünya üzerinde her gün fikirleri, istekleri birbirinden farklı oldukları için insanlar birbirini öldürüyor. Uzlaşmak bu kadar mı zor? Hoşgörü, tolerans, anlayış bu kadar mı zor? Hayır, halkımız cahili kabul etmiyorum! Okumakla insanın cehaleti gitmiyor. Cehalet ancak saf bir kalbe yani vicdana sahip olmakla ortadan kalkar. Doğruyu yanlışı ayırt edebilmeyle. Bu sebeple hepimize çok büyük pay düşüyor. Bunu gördüğümüz her çocuğa öğretmemiz lazım. Doğruyu, yanlışı ayırt etmeyi, insani değerleri. 

Önce "insan" olmamızın hakkını vermemiz lazım. Karşımızdakinin eğitim seviyesi bizden düşük diye küçümsememeli, onu da dinlemeli, anlamalı, insanları kötüyü seçmeye iten sebepleri bulup, bunları ortadan kaldırmalı, doğruyu sorularla buldurtmalıyız. Yoksa doğayı ve kendi türümüzü katlederek yavaş yavaş kendi sonumuzu getireceğiz. 

Hayır, ben ümitsiz değilim. Dünyada bunca şiddete rağmen, bizi sevgi ve hoşgörü kurtaracak. Yeter ki bizden farklı olanlara empati kurabilelim, farklarımızla birbirimizi kucaklayalım.

Umut insanın peyniri, ekmeği, yaşama sebebi. Bizim de iyi bir geleceğe dair umudumuzu kaybetmememiz, kenetlenmemiz lazım. Zaman birlik zamanı.

  

1 Eylül 2016 Perşembe

Eylül-September: If not now, then when?



Eylül başlangıçların ayıdır. Sonbaharın resmi başlangıcı, okulların başlangıcı, doğanın yeniden çevriminin başlangıcı. Eylül ayında benim de hayatımda yenilemek ya da başlamak istediğim şeyler var. Onları burada da paylaşıp unutmamak ve biraz da takip edenlerin desteği ve beklentisini de sorumluluk bilerek uygulamak istiyorum. Eğer fırsatım olursa da bunu her ay başında yapmayı istiyorum. 

Farkında olmadan hep bir erteleme halindeyiz. Yeni başlamak istediğimiz bir hobi-kitap okumak, koşu, flüt, örgü, resim aklınıza ne gelirse- kolay kolay hayatımıza girmez. Dilimizde dolanır durur da uygulamaya gelince hep bir bahanemiz vardır. İşim çok yoğun, eve gelince bir şey yapamıyorum, çocuklarım büyüsün, hele bir şu yaz bitsin, okullar kapansın, şu borç bitsin vs. hep bahane! Tembellik için bahanemiz çok! 

Evet gelelim Eylül ayı kararlarına:
  • "İletişim'de Zen Bilgeliği", "Ustam ve Ben", "Uzun Beyaz Bulut Gelibolu" ile roman okumakta yeniden hız kazandım bu sıralar. Hazır da Eylül'ün soğuk günleri gelirken haftada bir roman bitirmeyi hedefliyorum.
  • İngilizce ve Fransızca'mı geliştireceğim. Bunun için haftada minimum 5 saat yabancı dil çalışma hedefi koyuyorum kendime. 
  • Eylül'ün en önemli kararı araç kullanmak konusunda kendimi geliştirmek. Eylül'ün bir haftası bayram, iki haftası Fransa misyonum ile geçecek ama en azından 2 hafta sonu araç kullanmalıyım!
  • Spor yapacağım, bunu şimdilik minimumda evde olduğum her akşam hava durumunun müsaitliğine göre Manolya Parkında yürüyüş olarak planlıyorum.
  • Haftada minimum 3 gün -evde olduğum zamanlarda- gitarı elime alıp çalışacağım. Minimumda kitaptan notaları çalışacağım.


Şimdilik bu kadar, umarım bu listenin hepsini bitiririm!

Herkese güzel bir Eylül diliyorum. 



September is the month of the new beginnings. It is the beginning of the fall, the school, and the cycle of the nature. I have also the things that I need to renew or begin to do in my life. I want to share them here so that I can't forget them and my readers' expactations make me more responsible to realize my goals. If I had chance, I would like to write my goals in the first days of each month. 

We postpone always our desires unwittingly. The new hobbies we would like to do -like running, knitting, drawing a picture, etc- don't come into our lives easily. We have always an excuse to not to do a new beginning in our lives. A lot of work to do, a child to grow, a season to pass, a school to graduate... Always excuses but not the action! We have a lot of excuses for laziness.

Here my September goals:

  • Read 4 books per month. I have read 3 books recently, I would like to continue to this tendency. 
  • I would like to progress my English and French knowledge. At least 5 hours study per week.
  • This September's most important goal is to learn driving! Drive at least 2 times and take lessons. 
  • Do sport: I plan to walk in the park next to our house
  • Play the guitar 3 days per week.


This is enough for this month. I hope that I can complete all my to do list!

Have a nice September!







19 Temmuz 2016 Salı

Umut

Milletçe bir umuda tutunmaya o kadar ihtiyacımız var ki! Son dönemde olan olaylar hepimizi çok üzdü. 15 Temmuz darbe girişimi sırasında ölen asker, polis, öğrenci, genç, yaşlı, çocuk, herkes içimizden bir parça alıp götürdüler. Yaşadıklarımızın, anlatılanların ne kadarı doğru, ne kadarı gerçek hiç bir zaman bilemeyeceğiz muhtemelen ama televizyondaki, internetteki görüntüler korkunçtu. İnsanların birbirini öldürmesi, hangi şartlar altında ve hangi sebeple olursa olsun kabul edilemez. Biz aynı ülkenin vatandaşıyız, kardeşiz. Oradaki hiç bir şeyden haberi olmayan er benim kardeşim de olabilirdi. 

Gerçek suçlular kimse yasalar dahilinde cezasını alsın. Ama hakaret etmek, vahşice dövmek de adalet değil. Bu ülkede bir ceza-yargı sistemi zaten var. İnsanı hayvandan ayıran şey duygularını ve davranışlarını kontrol edecek bir düşünce sisteminin olması. Bu derece nefret ve öfke duymak doğru bir şey değil. Ekrandaki görüntülerin bir kısmı beni bu ülkede yaşamaktan korkutuyor.

Söylenecek çok şey var ama yaşananlar yaşandı ve bitti. Şu an herkesin morali fazlasıyla bozuk ve tutunacak bir şeyler arıyor. Ben de gelecek için, ülkem için, bu ülkede beraber yaşadığımız tüm insanlar için dileğim birbirimize tutunarak bu yaşadığımız olaylardan ayrışarak değil, bütünleşerek birbirimize destek olarak daha güçlü çıkmamız. Askeri, devlet kadroları dağılmış güçsüz devlet imajına sebep vermeden bir arada daha güzel bir gelecek inşa edelim. Birbirimize güven duyacağımız, farklılıklarımızla birbirimizi kabul edeceğimiz-en zoru da bu sanırım- barış ve sevgi dolu bir gelecek umut ediyorum. Türkiye'de suç oranının düştüğü, ceza evlerine ihtiyaç kalmayıp yerlerine kütüphaneler kurulduğu, sokaklarında çocukların oynadığı bir ülke... Belki ütopik evet ama her şey çocukluklara iyi bir gelecek hazırlamak ve iyi bir ahlaki ve bilimsel eğitim vermekten geçiyor. Atatürk'ümüzün çocuklara geleceğimizi emanet ettiği gibi, bu ülkede ne kadar sağlıklı aile ortamı yaratılırsa çocuklar da bu ülkeyi, toplumu, dünyayı, bilimi omuzlarında yükseltecektir.   

25 Nisan 2016 Pazartesi

Haftanın Sonu

Bu hafta sonu hem düğün hem de babamın doğum günü vesilesi ile Bergama'daydık. Cumartesi sabahı güzel bir kahvaltının ardından annem, ben ve Erkan beraber Bergama'nın tarihi yerlerini gezdik. Kaleye çıktık, Bergama Ticaret Odası'nın tarihi binasını gezdik. Eski sokakları geze geze annemin dayısını ve yengesini ziyarete gittik. Ben de fırsat bu fırsat bol bol fotoğraf çektim. Memleket gibisi var mı? Bergama'yı nasıl da özlemişim!


                                                Zeus sunağı maketi



Eski Bergama evleri




Cumartesi akşamı 11 Fen A'dan bir arkadaşım daha evlendi: Selim. Buradan da bir ömür boyu mutluluklar diliyorum ona ve eşi Merve'ye. Düğün Dikili'deydi, biraz erken gidip sahilde gün batımının tadını çıkardık.



Pazar günü babamın doğum günüydü, ona doğum günü pastası olarak tiramisu yaptım. Çok kolay yapılan bu tiramisunun tarifi çok yakında blogta!

Sevgiler, güzel bir hafta olsun.

5 Nisan 2016 Salı

67 milyon ağaç diken adam!

Selamlar,

Yaklaşık 3 hafta önce "Hürriyet" gazetesinin Cumartesi ekinde Ayşe Arman'ın çok güzel bir yazısını okudum ve bunu siz sevgili okuyucularımla paylaşmayı istedim. Yazı, müthiş, hayran olunası bir adamla ilgiliydi: "Jacques Rocher" 

Eğer organik kozmetik ürünleri ile ilgileniyorsunuz ya da yolunuz avm'lerden geçiyorsa mutlaka "Yves Rocher" mağazalarını biliyorsunuzdur. Jacques Rocher da Yves Rocher'un oğlu. Bu yazıyı okuyana kadar ben de bu şirket ve onu kuran aile hakkında derin bir bilgi sahibi değildim. Şimdi dinleyin:

Jacques Rocher şu ana kadar 5 kıtada 67 milyon ağaç dikmiş. Ağaçları çok seviyor. Hayatının dönüm noktası Nobel Barış ödülü sahibi Wangari Maathai ile tanışması olmuş. 2004 yılında sürdürülebilir kalkınma, demokrasi ve barışa olan katkılarından dolayı Nobel barış ödülü alan ilk Afrikalı kadın Wangari. Jacques Rocher onunla 2007 yılında tanıştığında ona 1 milyon araç dikme sözü veriyor. Bunu gerçekleştirdikten sonra da durmuyor. 

"Gezegenimiz için Ağaç Dikelim." kampanyası ile ağaç dikerek gezegenimiz adına bir şeyler yapmayı istiyor, taşın altına elini koyuyor. 

Doğayla sevgisi bu kadarla da bitmiyor, ağaçlarla konuşuyor ve onların enerji verdiğine ve bilgeliğine inanıyor. Dünyanın bir geçiş yeri olduğuna inandığı için de herhalde dünyada bir iz bırakmak, insanlık için bir şeyler yapmak adına bu güzel işleri yapıyor. 2001 yılından beri de "Toprağın Kadınları" adında bir kampanya ile toprağa sahip çıkan, doğayı koruyucu projeleri olan kadınları destekliyor. Türkiye'de de "Nimri'de yeniden hayat" projesi ile ilk defa bir Türk kadın bu ödülü almış.

Bitirmeden hoşuma giden bir şeyi daha anlatmadan geçemeyeceğim: babasının da ilk bu işi kurarken asıl amacı para kazanmaktan çok, köyünde istihdam yaratmak ve Paris'e olan gidişi azaltmakmış. Ben bu aileye hayran kaldım. Bir fidan deyip geçmemek lazım, kendi adıma da bu yazıdan çok dersler çıkardım. Bir fidan için bile ne olacak dememek lazım. Evrende bir iz bırakmak istiyorsak, doğa için, insanlık için bir şeyler yapmak lazım. Küçük ya da büyük. Diktiğiniz bir ağaç yıllar sonra bir çocuk gölgesinde dinlenirken anlam kazanacaktır. Bu çöpleri ayrıştırmak ve geri dönüşüme göndermek gibi küçük bir adım da olabilir. Su kaynaklarını temiz tutmaya yönelik bir şeyler yapmak da. 

Son söz, son dönemlerde kentsel dönüşüm kapsamında beton yığınlarına dönüşen, ağaçları kesilerek kanatılan kentlerimiz gittikçe tarihi dokularını kaybederek "aynılaşır ve ruhsuzlaşırken" böyle insanların önünde saygıyla eğiliyorum. Helal olsun Jacques Rocher!

Ben gazateden okumuştum ama yazının aslını da sizin için buldum. Merak edenler bu linkten ulaşabilir.

Sevgiler, doğayla kalın!



  



Patatesli Gül Böreği Tarifi

Merhabalar, Bu aralar gelen giden misafirimiz çok. Sağ olsun tüm arkadaşlarımız, yakınlarımız Ece'yi görmeye geliyor, mutluluğumuzu...